Tuesday, May 19, 2009

dertli gonullere giren iki sarki da benden...

Bugun iki sarki dinledim... Soyle eskilerden, hem mutlu edecek, hem ritm olsun hem sosyolojik icerik olsun dedim. Gaza getirsin, ayaga kalkayim dedim... Sonra da Mayis ayinin gec gelen bahar gunune uysun disarda cicekler acsin, basina kuslar konsun, icinde supermarket olsun dedim... Sonra da ben kalender mesrebim aslinda dedim... Ucuz bisi olsun dedim. Youtube'un tunellerinden PULP'i buldum cikardim.

Ilk once "Like a Friend" i dinledim. Ardindan da ayni grubun meshuur dondurmacisi "Common People"'i dinledim. Her ikisi de beni gaza getirdi, ayaga kaldirdi, mutlu etti, ritm verdi sosyolojik icerikleri uzerine dusundurdu...vs. oturttu bana bu satirlari yazdirdi... Ben de dertli gonullere giren arkadasiminkine benzer muzik icerikli bir posta koyayim dedim...

Ne yazik ki tembel ruhum gidip resim yukle, kaset koy bloguna girince otsun, calmaya baslasin gibi aksiyonlara useniyor... Tasarim icin baska kapiya diyoruz... Amma, amme hizmeti olsun diye sozleri dokuyorum onunuze... (Dokmeseydin icerdik degil mi?) Hadi bir de link koyayim kafasina...Youtube tunellerine girebilen girsin, giremeyen de Tandogan'da eylem yapsin isterse :)


"Like a Friend"-PULP

Don't bother saying you're sorry
Why don't you come in
Smoke all my cigarettes again
Every time I get no further
How long has it been?
Come on in now, wipe your feet on my dreams
You take up my time
Like some cheap magazine
When I could have been learning something
Oh well, you know what I mean, oh
I've done this before
And I will do it again

Come on and kill me baby
While you smile like a friend
Oh and I'll come running
Just to do it again
You are the last drink I never should have drunk

You are the body hidden in the trunk
You are the habit I can't seem to kick
You are my secrets on the front page every week
You are the car I never should have bought
You are the dream I never should have caught
You are the cut that makes me hide my face
You are the party that makes me feel my age

Like a car crash I can see but I just can't avoid
Like a plane I've been told I never should board
Like a film that's so bad but I've got to stay till the end
Let me tell you now: it's lucky for you that we're friends.


" COMMON PEOPLE" -PULP

She came from Greece she had a thirst for knowledge
She studied sculpture at Saint Martin's College, that's where I caught her eye.
She told me that her Dad was loaded
I said in that case I'll have a rum and coke-cola.
She said fine and in thirty seconds time she said, I want to live like common people
I want to do whatever common people do, I want to sleep with common people
I want to sleep with common people like you.
Well what else could I do - I said I'll see what I can do.
I took her to a supermarket
I don't know why but I had to start it somewhere, so it started there.
I said pretend you've got no money, she just laughed and said oh you're so funny.
I said yeah? Well I can't see anyone else smiling in here.
Are you sure you want to live like common people
You want to see whatever common people see
You want to sleep with common people,
you want to sleep with common people like me.
But she didn't understand, she just smiled and held my hand.
Rent a flat above a shop, cut your hair and get a job.
Smoke some fags and play some pool, pretend you never went to school.
But still you'll never get it right
'cos when you're laid in bed at night watching roaches climb the wall
If you call your Dad he could stop it all.
You'll never live like common people
You'll never do what common people do
You'll never fail like common people
You'll never watch your life slide out of view, and dance and drink and screw
Because there's nothing else to do.
Sing along with the common people, sing along and it might just get you thru'
Laugh along with the common people
Laugh along even though they're laughing at you and the stupid things that you do.
Because you think that poor is cool.
I want to live with common people, I want to live with common people [etc..]



*** NOT: Bu sarkidan cikarttigimiz ders: "Yunanistan'dan gelip baba parasiynan bize artistik yapma" mi oldu simdi?

Thursday, May 14, 2009

I believe in Science!


They should have taken the sample from UPF's cafeteria...

Sunday, May 3, 2009

SURADAN BURADAN

Assagidaki yaziyi bu gordugunuz tarihte yazip "draft" olarak koymusum buraya. Oyle icime sinmeyenleri draftlayip arsivliyorum. Ben de bir draft enflasyonu var bu yuzden. Mesela bu hafta ozgecmisimi guncelledim soylemesi ayip. 10 tane makale "draft" seklinde bekler bir tanesi yayinlanmamis henuz. Bunun da psikoanalizine deginecegim bir gun.

Bari blogumdaki draftlari yayinlayayim icim rahatlasin dedim: Publish or Perish!

---------------------

1) Ermeni sorunu, Tarihle barismak...

Bu konu konusuluyor orada burada Turkiye'de, ozellikle su haftalarda...

Ben de iki cent'lik katkida bulunmak istiyorum burada: Bu Amerikan psikolojisi. Turkiye'de yasayan herkes az cok dizi ve filmlerden bilir bunu. Amerikalilara gore bugunku tuhaf tavirlarimizin butun sebebi kucukken basimizdan gecen travmalardir. Buna gordugum, tanidigim cogu Amerika'li (Birlesik Devletlerinde buyumus insanlar) degisen dereceyle inanir bir sekilde. Inanmayanlar da bu muamelenin ta kendisine maruz kalir: "Sen inanmiyorsun cunku kucukken senin inancini sarsmislar, herseye guvensiz hale getirmisler". Yine soylemesi ayip, ben herseyin boyle olduguna inanan bir kiz arkadasa da sahip oldum (oyle degil, kiz arkadasim "oldu" anlaminda sahip olmak!). Ben bir yemegi sevmiyorum, hoop cocukluguma donuyoruz. Bir suru cocukluk hikayesi de uydurmak zorunda kalabiliyor insan. Aksama su yemegi yemesek. Sevmiyorum. Neden sevmiyorsun? Cocuklugumda bana zorla yedirmislerdi.. Kimler? Iyi saatte olsunlar.... Her neyse bu dusunceye gonulden bagli ve bu sekilde sorgulayan arkadaslara da sahip oldum (tekrar etmiyorum)... Ama tanidigim Hintli, Cinli veya Ispanyol boyle demez nedense. Cin'de dogan biri zaten bir alay cocukluk travmasina sahiptir. Hemen bir ornek geldi aklima. LOST dizisi. Dizinin tamami bunun ustune kurulmus neredeyse. Kac yuz defa "flashback"lerle geriye donup Jack'in cocuklugunu, Sawyer'in sevgilisinin cocuklugunu... gorup durduk... Her attiklari adimin arkasinda bir cocukluk travmasi var dizisi oldu. O halde cocuklar cevirsin diziyi madem. 23 Nisan da yaklasiyor. Ne olacak bakalim.

Simdi konuya donelim. Bence Ermeni diyasporasina bu acidan bakmak lazim. Acaip hafiza travma merakli bir toplumda buyuyen Ermeni diyasporasinin iyice Amerikali olmus bilmem kacinci kusagi... Hep beraber "COLD Case" dizisi tadinda takiliyorlar... Hafife almak istemem meseleyi... Kimsenin acisina derdine duyarsiz olmak da istemem... Ama isin bu toplum-psikilojisi durumu var ki anlamak zor geliyor... Dizilerin de en sevdigimiz dakikalari o flashbackler degil bence. Peki cocukluk travmalari onemsiz mi? Onemli belki de, ben ortaokul ve lisedeki aliskanliklar, kaygilar, dertlerin bir cogunu bugunlere surukledigimi tahmin ediyorum. Barisamadigim seyler var... Amaaan hatirlamiyorum bile dedigim kaygim daha cok. Biz unutmak ve unutturmak isteriz... Ben de isterim. Unutur ferahlariz... iyiyi hatirlariz...

Bu konuda bu kadar dusundum simdilik...

Yeni Filmler : Bu hafta yine uc film birden oldu.
Numero 1) State in Play : Ben Affleck ve Rachel Mc Adams. Son 15 dakikaya gerek yoktu bence. Bir filmde 20 adet twist olmasin kabak tadi veriyor. Kotu adam bu muydu, su muydu, acaba bunun icin mi yapti diye, her gizem ve surpriz de sasirarak ilerliyorsaniz bir filmde bir yerde durmayi bilmek gerek... Alisiyorsunuz. Sonunda bir yerde cok kabak gibi cozuluveriyor. Yahu bu kadar donduk dolastik, onca seyi anlayamadik surprizlere sasirdik.Boyle mi olacakti sonu cok salakmis deyip cikiyorsunuz... Spoilerr! Neyse eglendim yarim kilo da tereyagli patlamis misir yedim diyerek de cikabiliyorsunuz.

2) The Wind Blows Round (Il Vento Fa il Suo Giro):
Simdi soylesen hayir derler.. Siz Katalanlar da biraz boylesiniz ozellikle koylerde... Benim Pirene daglarina, yuzlerce (abartmiyorum, her sokagini tasini ezberledigim) defa gitttigim Alforja Koyune, 10 gun kaldigim Bask bolgesinde Vall de Ajos' a goturdu ve geri getirdi bu film. Tek bir farkla: filmdeki kimseye sempati duyamadim, empati kuramadim, patik giymedim. Bu kadar guzel manzaralar ancak bu kadar daraltabilir insani...Neymis? Dag tas degilmis onemli olan insan insan olsun. Film boyunca Yakup Kadri'nin Yaban romanini da dusunmedim degil. Bu arada hayatimda ilk defa Occitanca (Romanisch) dilinde bir film izledim ve yuzde 70 anladim. Neyse tam rakam vermeyeyim ama cogunu anladim. Simdi dunyada bir kac bin kisi kalmis Occitanca konusan. Yok olacak dillerden biri. Ben konusmuyorum sadece biraz anliyorum... Ben bu bir kac bin kisiye de eger bu filmdeki gibilerse gercekten temiz bir dayak atma taraftariyim...Zor degil.

Desem ki Katalan koyleri de bir parca boyle.. yabanciysaniz dusmanlari olursunuz kisa surede diye... Alinirlar... Yok yok ama bir parca boyleler... hatta kisa sacli koylu kadinindan her koyde var bir tane...

Bu gun yazdiklarim acaip millet ve milliyetlerden acaip bir dille bahsetmis. Surc-i lisan ettiysek affola... olacak o kadar, bir manzara koyayim o zaman buraya...

Son olarak:
Genc aktorleri atrisleri tanimiyorum. Orta okulda da ust siniflari biliriz sonra gelenleri bilmez ogrenmeyiz. Oyle alakamiz olan uc bes kisiyi daha sonraki yillarda ogreniriz. Bizim zamanimizda Julia Roberts, Nicole Kidman, Bravehart, Kevin Costner vardi .... hepsi yaslandi mi? yasli mi bunlar? bak bak endama bak Julia Roberts'deki... kimse de yok... Lindsay Lahana da kimmis...

Haydi iyi geceler sizlere...

Saturday, April 18, 2009

Final Exams in the Spring Term.

Cap de turc took the following Facebook quizzes:

  1. Which Classic novel are you?
  2. Which Shakespeare Character are you?
  3. What should your name be?
  4. Which Country should you be living?
  5. Which City in the World should you be living?
  6. Which neighborhood in Barcelona should you be living?
  7. How many kids will you have?
  8. Which LOST character are you?
Cap de turc also took some Spanish version of the same quizzes above but he ignored the following ones:

  • Which metro-stop are you in Mexico City?
  • What Norse God or Goddess are you?
  • If you were a dog , what dog would you be? (I saw a friend or mine who is proud of being a Doberman!!!)
  • Homosexuality percentage (in Spanish, it tells you what percent of you fancies your own sex)
What? The answers of the quizzes? Stay with me! The results will be coming soon.

Saturday, February 14, 2009

Espanol/Turco

El Turco debe ser un idioma bastante divertido para espanol parlantes... Por que? Porque es un idioma donde:
  1. "RANA" es un nombre de una chica.
  2. "KARAKOL" significa un comisaria.
  3. "KONYA" es un nombre de una ciudad y "BATMAN" tambien (Mira el post de abajo)
Segurmente hay mas cosas... Pero imaginate que te vas a un KARAKOL con tu novia, RANA, en KONYA!

Saturday, February 7, 2009

Baakkal amca! e ne duruyorsun?

Az once internetten yemek tarifi bloglarina girdim. Bir un helvasi tarifi alip basariyla modifiye ettim. Seker miktarini azaltip yerine hicbir tarifte olmayan bogurtlen receli koyup pisirdim. Saniyorum hayatimda yedigim en guzel un helvasi oldu... Sahane oldu! Adini da degistireyim dedim: Cabeza helvasi olsun dedim; sari kedim, siyah kedim, beyaz kedim...

Thursday, February 5, 2009

Estudio Comparativa de Divas: El caso de Espana y Turquia

Debo confesar que me gustan estas divas: Lola Flores y Muzeyyen Senar. Me gustan esta musica con mucha drama y actitud... y ahora ya que estoy en EEUU, no tengo verguenza de decirlo.. Hasta me gusta Isabel Pantoja, Rocio Jurado, Camilo Sesto, Concha Piquer, Carlos Cano... Y sus equivalentes en Turquia... Todavia me gusta ver videoclips de Emel Sayin, escuhcar Zeki Muren (Zeki Muren puede equivalerse como Camilo Sesto pero con mucha mas pluma). Creo que si hay un equivalente de Lola Flores en la musica tradicional turca (bueno no tan tradicional ... es como copla) , eso debe ser Muzeyyen Senar.

Por que?

- Porque son contemporaneos: Muzeyyen Senar nacio 1919, Lola Flores 1923
- Las dos estan conocidos por sus temperamentos en la escena.
- Las dos empezaron a cantar a un edad muy muy joven y cantaron hasta que cantar ya no era posible.
- Tuvieron hijas conocidas y hicieron canciones para sus hijas y cantaron con ellas.
- Hicieron unas peliculas en blanco y negro (y de color tambien).


En realidad las dos ya habian perdido sus voces hace mucho tiempo pero seguieron cantar y eso nos daba igual... Por que? Porque no entiendeees...!!! Es que son grandees! Espana sin Lola, Turquia sin Muzeyyen Senar no pueden ser. Son antiguas y son divas. Y punto! Y aunque ya malcantaban cuando empezaron a cantar la gente gritaba y bailaba igual.

Bueno menos hablar mas accion; os pongo dos videoclips. Uno de cada una:
*Primero Lola Flores en un videoclip de 1995 con 72 anos.
*Abajo Muzeyyen Senar en un videoclip de 1996 con 77 anos.

Vosotros mismo! Me gustan las dos y llevo eschudandolas todo el dia...Viva youtube!

PD: Lola Esta muerto pero Muzeyyen Senar esta todavia viva.. Aunque hace unos 6 meses ya ha perdido su voz entera (que no puede ni hablar). Y este ano cumple su 90.



Monday, January 26, 2009

Neden Turk Insanini Seviyorum?

"İngiliz pilotlar ‘uzaylılara' ateş açmış"

Aynur TATTERSALL/ LONDRA, (DHA) İNGİLİZ Savunma Bakanlığı'na bağlı ‘UFO masasında' 3 yıl görev yapan Nick Pop, Kraliyet Hava Kuvvetleri pilotlarının UFO'lara ateş açtığını fakat düşüremediklerini açıkladı.
Sun gazetesine konuşan Nick Pop, Krallığa bağlı Hava Kuvvetleri pilotlarının (RAF) değişik zamanlarda defalarca UFO'lara ateş açtığını ancak bugüne kadar yere indirmeyi başaramadıklarını iddia etti. Konuyu ilk defa basına yansıtan Savunma Bakanlığı'ndan emekli Pop, bunun sık yapılan düzenli tatbikat olmadığını, hava sahasında tehdit oluşturan bir cismin varlığının tespitinde RAF pilotları tarafından otomatik olarak cisimlerin hedef alındığını belirtti. RAF jetlerinin son yıllarda defalarca UFO'ların varlığına şahit olduğunu söyleyen Savunma Bakanlığı yetkilisi, pilotların hazırladığı raporların gizli tutulduğunu, bakanlık içinde UFO'ları vurmak için geliştirilmiş silahlar üretildiğini belirtti.
Pop, toplumda hala zaman zaman alay konusu olmasına rağmen milletvkillerinden, Savunma Bakanlığı yetkilerine kadar birçok kişinin UFO'ların varlığına inandığını anlatırken “Birgün inanıyorum ki pilotlarımız bir tanesini vurmayı başaracak. Yeni geliştirilmiş silahlarla bunu başaracağız” diye konuştu

Bu haber bugunku milliyet gazetesinde cikti. Alta yazilan her uc yorumdan bir tanesi: "Manyak misin kardesim sana ne yapti da vuracaksin ufo'lari...? Ordek mi avliyorsun... once bir konusmayi denesene , yahu birak gezinsinler ne olacak yedi mi senin gokyuzunu ...vesaire vesaire" seklindeydi. Bunlari gorup memleketimin ufo'lara karsi anlayisi gozlerimi yasartti... Bu kadar farkliliklari hosgoren bir millet oldugumuzu gormek mutlu etti. Bu haberi okudugum bilimum yabancidan (Amerikali, Finlandiyali, Alman, Ingiliz, Hintli...) hic biri boyle tepki vermedi. Kalktilar; "vuramazlar, vururlar, gercek degil, Ingiltere ciddi bir ulke .." seklinde sacma sapan yorumlar dinledim. Kimse "UFO'lara yazik ama" demedi. Birlesmis Milletlere olan inancim sarsildi. Yine de icimde fesat dusunceler.... Acaba simdi ufo'lar bize yamuk yaparsa uzerinden 5-10 yil gecerse, ufolarin tarihte bize yaptigi yamukluklar yuzunden bunlarin hepsini bir guzel temizlemek lazim demeye baslar miyiz? Bir atista "4unu birden dusurecen bunlarin" falan deyip boburlenir miyiz? Biz dostuz diyen ufo'lar da bir Ingiliz oyunu cevirirlerse ne olucak? Hosgoru bitecek mi? Bitecek malesef... Domuzluk etmesin onlar da... Adam gibi olsunlar... Gercekten, ironi mironi yok... ulkemin sefkatini ozledim: bana, kendi insanina, tum insanliga...

PS: Yaklasik bir 30 saattir calismaktayim. Beynim durdu, yoruldu, marul gibi oldu artik boyle seyler uretiyor... Eve gidip patlamis misir esliginde Mars Attacks filmini izlemek istiyorum tam su dakikada.

Sunday, January 18, 2009

bi lokma bi-log

Uzun zaman oldu, donmedim buraya. Saniyorum blog'larin kaderi bu. Biz nasil yaslaniyorsak blog'larin da basina bu geliyor: insanin hevesi bitince bitiyor. Zaten aylak adam isi blog. Veya cok caliskan 20 isi birden yapan adam isi. Ortalama adam blog'da dikis tutturamaz gibi geliyor. Bekar adam isi hic degil. Aile ici is bolumu olsa: "Hanim sen yemek yap ben de blog yapayim, sonra ben odun getireyim sen de blog yaz" denebilse o zaman surdurulur gider... Biri mutfak isi; digeri temizlik isi yapar; aralarinda da utu ve blog isini de paylasirlar. Ders calismak, namaz kilmak, spor yapmak, blog yazmak... Bunlar acaip sureklilik, disiplin, irade isteyen isler... ya uzak duracaksin ya da bir ayagi aksayarak gidecek isler...
Yasaninca insanlarin hayatlari rutinlesiyor. Hergun belli saatte belli isler yapiyor insanlar.. "10'da kahvaltiyi yapar sooyle bir kahveyi dolanirim." diyen emeklilerin isi... Hem anlatacak cok seyleri de olur onlarin. Simdi anlatma degil de yasama zamani sanki.
Haa bir de, Youtube yasagi altinda yapilacak is de degil. Bir yani eksik kaliyor...