Sunday, November 22, 2009

100 e 5 kala

Beni taniyanlar bilir. Hayatim boyunca bircoklarina nazaran cok degistim. Hayat goruslerim cok degisti, yasadigim yerler, bransim ve meslegim, doktora tezim su bu... hepsini cok degistirdim. Ama hic birine su 95 kilo olusuma sasirdigim kadar sasirmadim sanirim. Haftalardir bir tuhaf geliyor... Sabah aksam tartinin ustundeyim.

Ben eskiden beri beni yemek yerken izleyen insanlara sikinti verirdim. Universite yillarini 76-77 kiloda gecirip cok zayif olmamdan duyulan sikayetleri dinledim. Daha sonra Turkiyey'i 190 boy ve 79 kilo olarak terkettim. Ispanya'dan ise 7 yildan sonra ancak 5 kilo artis ile 84 kilo seklinde ayrildim.

Bugun itibari ile sadece bir yil 2 aydir buradayim ve 95 kiloyum! Bir yilda 10 kilo almisim!

Neyseki bir iki aydir bu kilo civarindayim, artmiyorum azalmiyorum, uzulmuyorum. Sasirip guluyorum, alismadigim bu duruma. Daha dogrusu "guluyordum".

Taa ki gectigimiz pazartesi Pazartesi New York'a alis verise gidene kadar: Ilk defa bazi markalarin en buyuk beden pantolonlari olmadi, en buyuk ceketleri dar geldi.. Giydigim gomlekler gobegi saklayamaz oldu... 3 saat gezip bana olan hicbirsey olmamasina sasirdim kaldim. Magazalardaki aynalar dusman oldu. Taniyamadim kendimi. Derken sears magazasina girdim. Buyuk siyah bir esofman alti aldim 10 dolara. Onu giydim bugun okula oyle geldim. Dunya varmis dedim. Boylece "I'm successfully fitting in here" dedim.


Saturday, October 24, 2009

Insaat nedeniyle gecici olarak kapaliyiz....

Wednesday, October 21, 2009

Acik Toplum

Bugun 2 saat ders anlattim. Ardindan ogrencilerle 2 saat gayfe icip muhabbet ettik . Ardindan 2 saat "Experimental Methods in Social Sciences" hakkinda 4 unlu professorun munazarasini izledim. Cok Cok sevdim... Mest oldum jest oldum. Ardindan 2 saat Hakan Altinay'la tanisma amacli aksam yemegi yedim. Bugunku yazimizin ana mevzusu ise bu iki saatlik yemek hakkinda sayin seyirciler...

Evet, bu aksam Acik Toplum Vakfinin baskani Hakan Altinay ile aksam yemegi yedik ben ve 4 Turk arkadasla daha beraber. Cok sempatik adammis. Hemen politika mevzularina hizla daldik. Acik Toplum Enstitusu nedir diye bir soru sordu arkadasim Hande. Kendisi de " Demokrasiyi yayma amacli" kurulmus bir vakif dedi. Bilmeyenler buradan buyursun. Sonracima, Kibristir, Soros Vakfindan gelen kaynaklaridir, AK Parti, Turkiye de mahalle baskisi... falan filan. daldik mevzulara. Hic birinin icinden cikilacak gibi degildi. Kendisi, genc, sabirli, dikkatli ve sempatik/ gulerek konusan birisi. Sahsini pek sevdik ama otesi de yok. Sanki ikna olmamiz lazimmis ama o bizi ikna edememis gibi oldu... Anlamadim.

Bu aksam yemeginden 5 sonuc cikarttim.

1. Ozetle: Turkiye, hemen her alanda koyun olmadigi icin keciye Abdurrahman celebi diyenlerin cok bulundugu bir yer.

2. 5 kisilik bir aksam yemeginde konusulan konularin derinligini, enteresoganligini kulturel/sosyal derinligi/zekasi en az olan insanin duzeyi belirliyor. "Ortalama" degil "Minimum" onemli yani.

3. Bu minimum zeka/algilama/kultur duzeyinde siyaset, ekonomi ve sosyoloji muhabbeti yapmak bir iskence; zekaniza hakaret edildigini hissediyorsunuz. Daralip bunaliyorsunuz... Onu bunu bosver de su filmi izlediniz mi muhabbeti de kurtarmiyor. Hakan Altinay da isteyerek veya istemeyerek Kibris, AB bilmem ne konularini iyice basite indirgeyerek ilkokul duzeyinde ogrencilere bile verilmeyecek ornekler verince, adamin butun sevimliligine ragmen tahammul edemedim butun konusulanlara ... Bu da demek oluyor ki giderek babama benziyorum.

4. Turkiye'de de yurt disinda da hersey "networking" ile yuruyor. Ama sanirim buTurkiye'de cok daha bir acayip boyutta. Aksam yemekte duyduklarima sastim kaldim. Ama sasmamak lazim cunku zaten bakiniz madde 1.

5. Italyan restaurantlari her yerde her zaman beni memnun ediyor, menude her zaman guzel bir iki sahane sey oluyor.

2 saatlik aksam yemeginden sonra ofise geldik 2 saat daha calistim, ogrencilere midterm sorulari hazirladim. Sonra eve geldim, sabahin 4'u olmus buna ragmen 2 saattir internette takiliyorum hala...

Haydi iyi geceler.... 2 saat uyuyup uyanacagiz nasil olsa...
Bugun yine yogun bir gun yepyeni maceralara yelken acacaz...

Saturday, October 17, 2009

Monday, October 12, 2009

Zehra Bilir - Çek Deveci Develeri

Bugunun son sarkisi , Konya Turkusu

Atlas Sound - Holiday

From the sister band of deerhunt

Deerhunter - Nothing Ever Happened

Great Song... I have been listening this over and over again!

Friday, October 9, 2009

Future work!

I learned about it today. My friends told me that according to offical statement of the Nobel comitte it was supposed to be an "advance payment" for his future contributions to world peace.
Then, this afternoon I saw this beautiful blog entry by famous economist Gregory Mankiw:

Read this Associated Press article first. It is about the committee members admitting that he hasn't done anything yet (but he will)

Associated Press

And from MANKIW's BLOG:

First-Year Grad Student Wins Nobel Prize in Economics!

Pfuffnick's Nobel Economics Prize triumph hailed by many

LONDON — The surprise choice of first-year graduate student Quintus Pfuffnick for the Nobel Prize in Economics drew praise from much of the world Friday even as many pointed out the youthful economist has not yet published anything in scholarly journals.

The new PhD candidate was hailed for his willingness to tackle difficult problems, his commitment to improving the economic system, and his goal of bringing efficiency and equality into harmony.

Professor Paul Krugman of Princeton, who won the prize in 2008, said Pfuffnick's award shows great things are expected from him in the coming years.

"In a way, it's an award coming near the beginning of the first year in grad school of a relatively young economist that anticipates an even greater contribution towards making our economy a better place for all," he said. "It is an award that speaks to the promise of Mr Pfuffnick's message of hope."

He said the prize is a "wonderful recognition of Pfuffnick's essay in his grad school application."

Wednesday, October 7, 2009

hesap kitap

Yaklasik bir aydan fazladir yine cok calisiyorum. Insanliktan ciktim:

Haftada 3 Saat ders anlatiyorum
Yaklasik 8 saat ona hazirlaniyorum.
5 aksam yemegini disarda yiyorum.
4 gece sabahliyorum calisarak.
Haftalik5 dizi izliyorum (Fringe, Heroes, Greek, Aski-Memnu, Flash Forward-> yeni ve super!).
Gunde 2 buyuk bardak kahve iciyorum.
Haftada 2 seminer/ workshopa katiliyorum.
Haftada yaklasik bir 500- 600 sayfa civarinda akademik materyal okuyorum.
Haftada 7 kere dus aliyorum.
Sadece 4 sabah kahvalti yapiyorum.
Haftada 0.5'ten az ev temizligi yapiyorum.
Haftada ortalama 20 sayfa ingilzce metin yaziyorum (Ders notlari, journal reviewlari, resmi emailler, ve bitirmeye calistigim son paper!)
Haftada 5 gece gece yarisindan sonra eve bisikletle bos sokaklarda hiz yaparak geliyorum.
Bu hafta 5 kere bu bloga yazdim.

Yoksa deli olmak mumkun zira
kimseyle konusmaya konusmaya
Gracias a la vida!

deyip bitireyim o zaman.

Monday, October 5, 2009

Too much trivia will kill you

Name on it: Trivia! Things that are trivial...

Kafa degil populer kultur coplugu... Yarisiyoruz adeta kim daha cok bilecek ivir zivir hakkinda...

Kulturlu insan boyle olunur ya.